Radyo binasına iyice yaklaşırken, yolda içini bir burukluk sardığını hissetti. Belki de o gün programında sunacağı konuyla ilgili sıkılmıştı canı. Uzun zamandır derin dostluklar kurmak üzerine tek bir şey bile düşünmemişti. Oysaki ne kadar önemliydi onun için Aylin, kendini aksine düşündüğünü ikna etmek istese de. Mesaisinden önce içtiği sade kahve ondan yadigar bir alışkanlıktı. Eşliğinde yediği trileçe ve camdan dışarı baktığı şehrin inci gibi gölü ona arkadaşıyla öğrencilik yıllarında harçlıklarının yettiği tatlı kavgalarını hatırlattı “hayır bu sefer kaymaçina alacağız... hayır bu kez sıra köfte yemekte...”.
Ailesinin vefatından sonra neredeyse hiç yalnız bırakmamıştı onu Esra. Kimse onların birbirinden kopacağı ihtimalini vermezdi. Bu düşüncelerini bölen ise stüdyonun hazır olduğunu belirten ilkbahar çiçeğini andıran asistanı Hilal’di.
-Hocam, unutmadan, dinleyicilerimizden gelen birkaç yazıyı dosyanıza ekledim aralarından seçersiniz. Ayrıca sizi görmek isteyen bir hanımefendi geldi, ne diyeyim?
-Tamam Hilalcim, teşekkürler. Yayından sonra misafirimizle ilgileneceğimi söylersin.
Kayıt esnasında
-Sevgili Anılarda Yolculuk dinleyicileri, güneşli bir hafta sonundan herkese merhaba! Burası 91.3 Yanblog FM. Ben programcınız Esra. Saatlerimiz 13:00’ı göstermekte.
Bu hafta ki konumuz: Dostluklar. Bilirsiniz arkadaşlıklar ağaç kökleri gibidir. En derin inançlarımız bile bu köklerden beslenir. O zaman gelin hep beraber saatlerimiz 13: 09’yi gösterirken siz dinleyenlerimizden gelen mesajlara yer verelim:
“Hayatın içinden bir öyküydü bizim bağımız.
Ailem olmuştu o benim. Neredeyse görüşmediğimiz gün yoktu. İkimizin yerine düşünür, sever sayardık birbirimizi. Gelin görün ki araya kırgınlıklar girince her şeyin bir sonu oluyor. Doktora yapmak için yurtdışına taşındım. Bir süre arkadaşımdan haber alamadım, suçlu olmam da bunun cabasıydı.
Yıllardan bir gün lisede ortak bir ödevimiz için açtığımız eposta adresine denk gelip giriş yaptım. Baktım depolama kısmında güncel yüklenen veriler yer alıyor.
Onun günlüğüydü bu! Hala her şeyi paylaşıyormuşuz gibi anlatmıştı buraya yaşadıklarını. Başından sonuna kadar yazılan tüm anılarını okudum. Hayatının yakından bir izleyicisi oldum tam da eskisi gibi.
Sonra bir gün dara düştüğünü, iş aradığını öğrendim. Okul öncesi öğretmenliği okumuştu ve çocukları çok severdi. Haberi olmadan özel bir anaokulunun müdürü olan baba tarafımdan üvey erkek kardeşimden ona iş bulmasını rica ettim. Sonrasında kardeşimle çok güzel bir evlilikleri ve bu evlilikten doğan çok güzel bir kızları oldu.
Eğitimimden sonra iş hayatına atılınca yürüttüğü yardımlaşma çalışmalarına destek çıktım ama hiç karşısına çıkacak cesareti bulamadım.
Davet gibiydi yine onun bir proje kapsamında sunduğu radyo programında bu hafta “Dostluklar” konusunun seçilmesi.
Pişmanlığımı dile getiren satırları okudunuz...
Yıllar sonra tekrardan merhaba güzel dostum!”
Yutkunarak ve gözlerinde yaşları tutmaya çalışarak zor da olsa programı kapatma gücünü bulmalıydı Esra. Oydu, anılarının en nadide parçası, buradaydı!
- Sevgili dinleyicimize inci gibi satırları için teşekkür ediyor, sevginin değerine her daim sahip çıkabilmemizi diliyorum.
-Bir Anılarda yolculuk programın daha sonuna geldik. Haftaya aynı saatte burada, mikrofonun başında olacağım. Görüşmek dileğiyle, hoş çakalın!
Gözlerini stüdyonun arka paravanına kaldırdığı esnada fanusun diğer tarafında karşılaştığı kendisinden çok farklı duygular hissetmeyen bir çift göz onu şaşırtmamıştı.
Acılar, mutluluklar, hüzünler, anılar ne kadar benzetiyordu birbirimize. Hala tıpkı o mazide bıraktıkları kız çocuklarıydılar. Yüzlerinde beliren hayat yolculuğunun çizdiği o yol ayrımlarına rağmen...
Nihayet her şey olması gerektiği gibiydi, nerden nereye...


No comments:
Post a Comment